Hatay’da “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” etkinlik serisinin ikinci programı gerçekleştirildi

Hatay’da “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” etkinlik serisinin ikinci programı gerçekleştirildi

Başkanlığımız tarafından, Türk Mutfağı’nın kültürel mirasını ulusal ve uluslararası düzeyde görünür kılmak, Türkiye’nin gastrodiplomasi kapasitesini güçlendirmek ve kamu diplomasisi alanındaki iş birliklerini geliştirmek amacıyla “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” başlıklı etkinlik serisinin ikinci programı Hatay’da gerçekleştirildi. 

Türk Mutfağı’nın yalnızca yemeklerden oluşan bir lezzet birikimi değil; tarihsel hafızanın, kültürel etkileşimin, paylaşma geleneğinin ve medeniyet birikiminin taşıyıcısı olduğu anlayışıyla düzenlenen program kapsamında panel, çalıştay, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri ve kültürel gezi programları gerçekleştirildi. 

Düzenlenen etkinliklere; ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler, yerel yönetim yetkilileri, sektör temsilcileri, basın mensupları ve sosyal medya içerik üreticileri katıldı.

Hatay’ın gastronomi mirası uluslararası perspektifle ele alındı

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'nda gastronomi alanında yer alan Hatay'da, Tarihî Meclis Binası'nda düzenlenen programda saygı duruşunda bulunulmasının ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Hatay Valisi Mustafa Masatlı ile Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk katılımcılara hitap etti.

Emine Erdoğan Hanımefendi gönderdiği video mesajda Türk Mutfağı’nın birleştirici gücüne vurgu yaparak, “Türk Mutfağı tarihin en eski arşivlerinden biri, engin bir kültür deryası ve medeniyet hafızasıdır. Kapısı Türkistan’dan açılan bu büyük miras Anadolu’da kök salmış, asırlar boyunca Osmanlı coğrafyasının her bir köşesine yayılmıştır. Bu tarihsel yolculukta farklı kültürler birbirine temas etmiş, birbirinden beslenmiş ve katman katman derinleşen eşsiz bir gastronomi mirasına dönüşmüştür. Kaynayan tencereler yemekle birlikte kültürler arası diyaloğu güçlendiren bir medeniyet dili de üretmiştir. Farklı dillerden, dinlerden ve kimliklerden insanlar Anadolu’nun barış coğrafyasında kapı komşusu olmuş, sofralar sevgi saygı ve hürmetin mekanları olmuştur.”ifadelerinde bulundu.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran ise gönderdiği mesajda “Medeniyetlerin birleşme noktası kadim şehrimiz olan Hatay’da bu programı yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Zengin kültürel birikimi, şehrin tarihine ve sosyal dokusuna olduğu kadar mutfak kültürüne de yansımıştır. Türk, Akdeniz ve Orta Doğu yemek kültürlerinin bir mozaiği olan Hatay mutfağı; coğrafi işaretli ürünleri, kendine özgü damak tadı ve kültürel çeşitliliği yansıtan yemekleriyle ülkemizin en değerli gastronomi destinasyonlarından biridir. Tepsi kebabından humusa, künefeden kaytaz böreğine uzanan bu zengin mutfak mirasını; zeytinyağı, zahter ve diğer tescilli ürünler desteklemektedir. Hatay, bu yönleriyle dünyanın dört bir tarafından ziyaretçileri kendine çeken bir şehrimizdir.” değerlendirmesinde bulundu. 

“Hatay’da Gastrodiplomasi: Sofra ve Miras” başlıklı panelde Türk Mutfağı ve Hatay’ın zengin gastronomi mirası; kültürel diplomasi, ulus markalaması ve kamu diplomasisi perspektifinden değerlendirildi. 

Hatay’ın çok kültürlü yapısının mutfak kültürüne yansımaları, coğrafi işaretli ürünlerin uluslararası görünürlüğü, gastronomi turizminin geliştirilmesi ve Türk Mutfağı’nın küresel ölçekte tanıtımına yönelik stratejik yaklaşımlar ele alındı.

Türkiye’ye özgü gastrodiplomasi modeli masaya yatırıldı

Panelin ardından gerçekleştirilen “Hatay için Gastrodiplomasi Modeli ve İş Birliği Mekanizmaları” başlıklı çalıştayda; kamu kurumları, yerel yönetimler, akademi, özel sektör ve medya temsilcileri bir araya gelerek Türkiye’ye özgü sürdürülebilir bir gastrodiplomasi modelinin kurumsal çerçevesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çalıştay kapsamında; kurumsal koordinasyonun güçlendirilmesi, ortak iletişim dili ve tematik çerçevenin oluşturulması, coğrafi işaretli ürünlerin uluslararası görünürlüğünün artırılması, gastronomi turizmi ile yaratıcı endüstrilerin entegrasyonu ve Türkiye markasının güçlendirilmesine yönelik politika önerileri geliştirildi.

Yerli ve yabancı basın mensupları Hatay’ın lezzet duraklarını keşfetti

Program kapsamında yerli ve yabancı gazeteciler ile sosyal medya içerik üreticilerinin katılımıyla iki gün boyunca mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri ve kültürel gezi programları düzenlendi.
Katılımcılar ilk gün Antakya Kemalpaşa Caddesi ve Habib-i Neccar Camii’ni ziyaret ederek Hatay’ın tarihi dokusunu yakından tanıma fırsatı buldu. Ardından Antakya Gastronomi Çarşısı’nda gerçekleştirilen mutfak atölyelerinde, Hatay mutfağının geleneksel üretim teknikleri ve coğrafi işaretli ürünleri uygulamalı olarak tanıtıldı.

Harbiye Şelaleleri gezisi ile devam eden programın akşam bölümünde UNESCO Gastronomi Evi-Antakya EXPO’da düzenlenen akşam yemeğinde, Hatay mutfağının özgün lezzetleri katılımcıların beğenisine sunuldu. Antakya Medeniyetler Korosu tarafından gerçekleştirilen müzik dinletisi ise programa kültürel bir zenginlik kattı.

Hatay’ın kültürel ve gastronomik değerleri tanıtıldı

Programın ikinci gününde düzenlenen kültür turu kapsamında katılımcılar Necmi Asfuroğlu Müzesi ve St. Pierre Kilisesi’ni ziyaret etti. Hatay Kültür ve Sanat Çarşısı’nda gerçekleştirilen öğle yemeği programında ise bölgenin gastronomi mirası tanıtıldı.

Tadım etkinlikleri kapsamında Antakya Künefesi’nin yapım aşamaları uygulamalı olarak gösterilirken, katılımcılar coğrafi işaret tesciline sahip bu özgün lezzeti deneyimleme fırsatı buldu. 

- Türk mutfağı kültürel diplomasi aracı olarak öne çıkıyor

Etkinlikler aracılığıyla Türk Mutfağı’nın tarihsel derinliği, kültürel çeşitliliği ve medeniyet birikimi ulusal ve uluslararası kamuoyuna aktarılırken; gastronominin kültürel diplomasi, kamu diplomasisi ve sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle bütünleşik stratejik bir iletişim aracı olarak değerlendirilmesine katkı sağlandı.

Hatay’da gerçekleştirilen programın, Türkiye’nin gastrodiplomasi alanındaki kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesine, Türk Mutfağı’nın uluslararası görünürlüğünün artırılmasına ve Türkiye markasının küresel ölçekte daha da güçlenmesine katkı sunması hedefleniyor.